Akupunktur Nedir

PDF Yazdır E-Posta
Makale içeriği

Akupunktur Nedir

Sayfa 2

Teorik olarak, geriye döndürülebilir her hastalığın aku­punkturla tedavi edilebilmesi, uzman ellerde uzak bir ihti­mal değildir. Fransız doktor J. MaUries, başka iki doktorun gözetimi altında akupunkturla 108 değişik hastalığı tedavi edebilmiştir. Bunun gibi bir çok vakalara dünyanın her yanında, özellikle Çin'de rastlanmaktadır. Tedavinin cevap verebilmesi için tek ön şart hastalık sürecinin fizyolojik değişikliklerden kaynaklanmış olmasıdır. Böbrek taşların­dan veya ilerlemiş artritden kurtulmak için akupunkturu kullanmanın bir anlamı olmayacaktır. En iyi cevap veren haller basağrıları, akut akciğer hastalıkları, akut romatiz-mal durumlar, adet kanamaları, sindirim ve sinir sistemi problemleri gibi fizyolojik süreçlerin kısa süreli bozulmasın­dan kaynaklananlardır. O halde, akupunkturun gerçekte, ancak geriye dönme (iyileşme) potansiyeli olan hastalıklar­da başarılı olduğunu ve akupunkturcuların çoğunun, eğer ortodoks tıp zaten işe yarayacaksa akupunkturla tedavi için vakit harcamadıklarını belirtmek gerekmektedir. Söz­gelimi, eğer zatürre olmuşsanız iğneleri vücudunuzun her­hangi bir yerine batırmanın bir anlamı olmasa gerekir. Si­ze gereken doğru bir antibiyotik tedavisidir.

Çin'de durum daha farklıdır. Kanton, Çung Şan Tıp Fakültesi Cerrahi Bölümü'nde 36 akut apandisit, 10 apansit absesi, 3 de peritoniti! apandisit patlaması vakalanna bakıl­dı. Bunların hepsi akupunkturla tedavi edildi (On tanesiıie aynı zamanda tıbbi Çin bitkileriyle. ek tedavi uygulandı). Biz Batılıların elzem gördüğü ameliyata, antibiyotiklere ve diğer işlemlere gerek kalmadan bütün vakalarda başarılı sonuçlar elde edildi. Sekiz gün içinde, otuzaltı akut apan­disit vakasından otuzu hastaneden taburcu olmuştu.

İngiltere'deki başka bir çalışmada, daha önce başka doktorların çaresiz kaldığı kırk hastayı birbiri peşisıra bir akupunkturcu tedavi etti (Hastalar daha evvelden genel pratisyenler ve bir uzman tarafından muayene edilmişler­di). Yüzde sekseni iyileşti veya gözle görülür iyileşme kay­detti ve yalnızca üç tanesi hiçbir iyileşme gösteremedi. Bu sonuç her standarda göre iyidir ve şüphesiz, Batı tıbbın-ca ulaşılamamaktadır.

Batı'da bir çoğumuz için akupunktur ağrı dindirme veya ameliyatlarda uyuşturmalarla eş manaya gelmekte­dir. Uzun süreli tedavisi güç ağrıları dindirmekte başarılı ol­duğuna bir çok tıb dergilerinde çıkan makalelerde de gö­rüldüğü gibi, hiç şüphe yoktur. Çin'de cerrahi sahasında akupunktur kullanımı üzerine Batılı uzmanların hazırla­dığı bir çok rapor mevcuttur. Çin'e bir seyahatten dö­nen dünyaca ünlü Amerikan kalp uzmanı Prof. E. Gray akupunkturla uyuşturmanın uygulandığı on ameliyat gör­dükten sonra açıklamalarda bulundu. Çinli bir cerrahı, akupunkturla akciğeri tamamen uyuşturulmuş bir hasta­nın bir akciğerini çıkartılırken gördüğünü söylüyordu —iğne hastanın sol koluna batırılmıştı. «Göğüs kafesi genişçe açıl­mıştı. Kalbinin attığını görüyordum ve bütün bu süre bo­yunca hasta aklı başında ve neşeyle laf alış verişi yapı­yordu. Ameliyat yarıya geldiğinde hasta acıktığını söyledi. Cerrahlar ara verdiler ve hastaya bir tas komposto uzattılar.»

Yirmi yıllık akupunkturcu, Avusturyalı cerrah Dr. Johannes Bischko da 1972'de Çin'de bu tür ameliyatlara şahit oldu ve çektiği filmleri Alman televizyonunda gös­terdi. Gösterilenler bir sezeryan operasyonu, iyi huylu bir tümörün alınması, bir diş çekimi ve bir hastanın akciğe­rinden bir parçanın almmasıydı. Bütün hastalar bilinçliydi; hiç biri başka bir ilaç almamıştı, iğneler elle ya da elekt­rikle titreştiriliyor ve bazı hastalar işlem sırasında birşey-ler yiyorlardı. Bütün bunlar Çin'de çok güzel bir şekilde yapılmakta, ama Batı'daki benzer deneyler aynı sonuca ula­şamamaktadır. Bunun sebebi ise Çin'de hastaların dikkat­le seçilip ameliyattan önce uygun olup olmadıklarının an­laşılabilmesi için bir deneye tabi tutulmalarıdır. Çinlilerin büyük çoğunluğu kimyasal anesteziklerle uyuşturulup ame­liyat oluyorlardı. Çin'de 1953'den bu yana akupunkturla uyuşturma ile en az 600.000 ameliyat yapılmıştı, fakat araş­tırmalar sadece uygun bireylerden bir kısmında başarılı sonuçlar alındığını göstermektedir. British Journal of Ana-esthesia'da, çıkan bir yazıda belirtildiği gibi uyuşturucu etkisinin etkinliğinde inanç ve istek çok önemli rol oyna­maktadır. İngiltere'de denenen hastaların ancak yüzde onunda bir ameliyatın yapılabilmesi için gerekli ağnya karşı duyarsızlık mevcuttur. Öbür yüzde altmışbeşte or­ta derecede acı yitimi olduysa da bu bir ameliyat yapa­bilmek için yeterli değildir. Akupunktur konusunda otori­telerden biri olan yazar, bu yazıda on başarılı hastanın akupunktura olduğu gibi ilaçlara da kuvvetli tepki veren «güçlü tepkili» kişiler olduğunu ileri sürmektedir.

Aynı yazar şimdilerde, akupunkturla hastaların yüz­de onunda anestezinin başarılı olduğunu söylerken çok cömert davranmış olduğunu söylemektedir. Üzüntüyle ger­çekte bu rakamın % 5'e daha yakın olduğunu belirtmek­tedir. «Korkarım ki bu insanlar çok kuvvetli tepki veren kişilerdir. Çin'de anestezi için hastaları büyük dikkatle seçmekteler ve günü gelince istenilen sonucu elde edip ede­meyeceklerini görmek için ilk önce testden geçirmekteler.»

Öncelikle bu kadar bir nüfus kitlesinde yirmi yılda, bir milyondan daha az operasyon, akupunkturun herkes için kullanıldığı anlamına gelmez.

«Batı Almanya'da, kimyasal anestezi ile akupunkturu birleştiren birkaç doktor bunun birçok hastalarda basan-lı olduğunu düşünmekte» diye akupunkturcu devam edi­yor. «Anestezist meslektaşlarıma bu tür vakalarda kulla­nılan ilaç miktarını gösterdiğimde akupunkturun ağrı kes­mede ancak iki aspirin etkisi gösterdiğine inandıklarını söylediler.»

Doğal olarak bu tıbbi akupunkturcu bulguların doğ­ru olmamasını dilemektedir. Popüler basın basit, güvenli anesteziklerin akupunktur ile arzu edilen sonuçlara ulaş­tığına bizi inandırmaya çalışsa da, alınan sonuçlar bu­nun gerçekle ilgisi olmadığını göstermektedir.

Ameliyat sahasındaki bütün yetersizliklerine rağmen,, akupunkturun hâlâ diğer alanlarda sunacak çok şeyi var­dır, öyle ise neden Batı'da hâlâ kenar tıp kategorisine da­hil edilmektedir? Acaba bunun nedeni bizlerin değişimde ve yeni fikirleri benimsemede yavaş kalmamız olamaz mı?

İngiltere'de, tüketiciler birliği dergisi Whick tarafın­dan yapılan bir araştırmaya göre akupunkturculara giden­lerin çoğunluğunu ortodoks tıbbın tedavisinde çaresiz kal­dığı vakalar oluşturmaktadır ki, buna rağmen iyiye gidiş oranı % 70'e ulaşmaktadır. Bu ise neresinden bakarsanız, bakın ilgi çekici bir rakamdır.

«Şaşırtıcı olan şu ki insanlar bana, bütün herşeyin ' zihinde olup bittiğini ve benim bir tür plasebo etkisi yap­tığımı söylemekteler» diyor bir uygulayıcı «fakat doğrusu­nu söylemek gerekirse buna aldırmıyorum. Herşeyden öte, açıklaması ne olursa olsun mükemmel sonuçlar elde edi­yorum, üstelik bir akupunkturcu olarak etkileyici bir tıp fakültesi doktorundan daha fazla bir pîasebo etkim olduğu­nu da ciddi olarak ileri süremiyorlar. Tabii ki eğer birisi iyileşeceğine inanmışsa iyileşecektir. Bir tür plasebo etkisin­den bile olsa iyileşmek buna bağlıdır.»


Akupunktur Batı'da hâlâ bir azınlık sanatıdır. İngilte­re'de muhtemelen, akupunktur uygulayan ancak kırk ka­dar doktor vardır ve bunun da ancak dördü tam gün aku-punkturcudur. Geri kalanı akupunkturu günlerinin an­cak yüzde yirmisinde kullanan genel pratisyenlerdir.

Günümüz Çin'inde akupunktur uygulayan 500.000 dok­tor vardır, Japonya'da da 30.00 pratisyen mevcuttur. Fran­sa ve Almanya'da akupunktur hastanelerde yaygın olarak Icullamlmaktadır ve ulusal sağlık korunması sistemlerinde yerini almıştır. Rusya'da, yarım düzine kadar üniversitede eğitim programına dahil edilmiş olup, şimdilerde binden fazla pratisyen mevcuttur. Bütün Avrupa'da muhtemelen beşbinden fazla akupunkturcu vardır.

Tıbbi unvanları olan akupunkturcuların çoğu aku­punkturu güvenle uygulamak için tıp eğitiminin elzem ol­duğunu belirtmektedirler. Bu oldukça manalıdır, çünkü doğru teşhis elzem bir başlangıç noktasıdır ve profesyo­nel olmayan pratisyenlerin neyi tedavi etmekte ol­duklarını bilmemektedir. Sıradan bir akupunkturcuyu bek­leyen tehlike, iyice tarif edilmiş şeyleri tedavide oldukça başarılı olmasına rağmen tıbbi bilgisinin yetersiz olmasın­dan dolayı, altta yatan durumun tedavi edilemez olduğu­nun farkına varamaması ve verdiği terapinin ne zaman işe yaramayacağını bilememesidir.

Akupunktur kesin hastalıkların olmadığı semptomlar alacakaranlığında oldukça başarılı olmaktadır. Bilmen şu ki Batı tıbbı ancak bazı hastalıkları tedavi edebilmektedir. Çünkü biz onları tanımlayıncaya kadar onlar iyice ilerle­mekte ve bizim de buna karşı bütün yapabildiğimiz ame­liyatla veya ilaçlar yardımıyla ilerlemelerini engellemekten ibaret kalmaktadır.

Akupunktur, hastalıklar bu noktaya ulaşmadan evvel daha büyük bir tedavi şansıyla kullanılabilir. Şu da bilin­melidir ki, Çinli doktorlar geleneksel olarak tedavi ücret­lerini ancak hastalar iyileştikten sonra almaktadırlar. Dü­şünüyorum da, eğer bu uygulamayı Batı'da kabul etsek, te­davi şekillerinde müthiş bir değişiklik olurdu!

 

 

 

 



  No Comments.

Discuss...

Abone olunuz






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Who's Online