
Depresyon bütün dünyada yaygın olarak görülen, önemli düzeyde iş-güç ve yeti yitimine yol açan bir halk sağlığı sorunudur. Depresyon yaşayan kişinin; kişisel, sosyal ve iş yaşamının bundan belirgin olarak etkileniyor olması, bu hastaların tanınmasını ve uygun biçimde tedavi edilmesini gerektirmektedir.
Depresyon, esas olarak yaşamdan ve yaşadıklarından zevk alamama halidir. Depresyon yaşayan bir kişi daha önce severek isteyerek yaptığı şeyleri artık yapmak istememeye, yapsa bile bunlardan zevk alamamaya başlar, Yaşama sevincinin yerini "üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık, umutsuzluk ve suçluluk" gibi duygular alır.
Depresyon yaşayan bir kişide duygunun değişebilirliği ve yeni olaylara tepki verebilme kaybolmuştur, Depresyonlu bir kişi normalde sevinç, mutluluk, neşe yaratan bir olayla karşılaştığında duygu değişikliği göstermez. İçinde bulunduğu kederli duygudurumu değiştiremez,
Depresyon, Türkçe'ye ruhsal çöküntü ya da çökkünlük olarak çevrilmektedir. Halk içinde depresyon birçok anlama gelecek şekilde, kimi zaman geçici bir duygulanım durumunu ifade etmek için, kimi zaman ise ruhsal bir bozukluğu ifade etmek için kullanılmaktadır. Bazen de yanlış bir şekilde her türlü psikososyal zorlanma sonrasında yaşananlan ifade etmek için kullanıldığı görülmektedir.
Depresyon yaşayan kişilerde rastlanan duygular arasında üzüntü, mutsuzluk, isteksizlik, çaresizlik, cesaretsizlik, elem, keder, umutsuzluk, kendini değersiz görme, kendi değerini küçümseme, suçluluk, kötümserlik ve karamsarlık bulunmaktadır.
Depresyon belirtileri görülen bir kişide bir hastalık (depreşir bozukluk) olup olmadığını ayırt ederken belirtilerin şiddeti, ne zamandır sürdüğü ve kişinin yaşamına etkisi incelenir. Çok sayıdaki belirtinin sendrom oluşturacak şekilde bir araya gelmesiyle oluşan bir klinik tablo ortaya çıktığında ise bir depresif bozukluktan ya da hastalıktan söz etmek olası olmaktadır.
DEPRESYONUN ORTAYA ÇIKMA NEDENLERİ
Günümüzde depresyonun nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte depresyonun ortaya çıkma nedenini açıklamaya çalışan çeşitli kuramlarda nörobiyolojik, genetik ve psikososyal etmenler ele alınmaktadır. Depresyonun ortaya çıkmasında herhangi bir etmenin tek başına depresyonun ortaya çıkma nedenini açıklayabileceği düşünülmemeli; biyolojik, genetik ve psikososyal etmenlerin karşılıklı etkileşim içinde depresyon gelişimine neden olduğu unutulmamalıdır.
DEPRESYONUN BİYOLOJİK NEDENLERİ
Günümüzde depresyonun biyolojik nedenleri tam olarak bilinmemekle
birlikte en azından bazı depresyonlu hastalarda tiroid ve böbrek üstü bezi ile ilgili hormonlara! kan düzeylerinde farklılıklara rastlanması ve bu bezlerle ilgili hastalığı olan bazı hastalarda depresyonlu hastalarda görülen belirtilere rastlanması, depresyonun ortaya çıkmasında endokrin sistemlerinin rolü olabileceğini düşündürmüştür.
DEPRESYONUN ORTAYA ÇIKMASINDA GENLERİN ROLÜ
Depresyonda kalıtımın etkisini araştıran çalışmalarda depresyonda ailesel bir yatkınlığın söz konusu olduğu görülmüştür. Bununla birlikte depresyonun kalıtım şekli ve genetik etmenlerle çevresel etmenlerin nasıl etkileştiği günümüzde tam olarak anlaşılmış değildir.
DEPRESYONUN ORTAYA ÇIKMASINDA SOSYAL OLAYLARIN ROLÜ
Yaşam olaylarının ve çevresel streslerin depresyon gelişimindeki rolü konusunda genel bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bazı klinisyenler yaşam olaylarının depresyon gelişiminde birincil ve temel bir role sahip olduğunu düşünürken, bazı klinisyenler de depresyonun başlamasında yaşam olaylannın yalnız sınırlı bir role sahip olduğunu ileri sürmektedirler.
DEPRESYONUN ORTAYA ÇIKMASINDA KİŞİLİK YAPISININ ROLÜ
Öncelikle belirtilmesi gereken nokta, kişilik yapısı ne olursa olsun bütün insanlarda depresyon gelişebilecek olduğudur. Bununla birlikte bazı özellikler taşıyan kişiler depresyon geçirmeye daha yatkındır. Depresyon geçirmeye yatkın kişilerin genellikle "kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye, iyiliksever olmaya eğilimli, aşın duyarlı, titiz, sorumluluk duygusu güçlü, yakınlarına aşın bağlı ve bağımlı, kendisinden ve yakınlarından yüksek beklentileri olan, mükemmeli arayan, onurlarına düşkün, öfke duygularını dışa vurmayan, çabuk etkilenen ve üzülen meraklı kişiler" olduğunu bildirmektedir.
DEPRESYONLU KİŞİLERDE GÖRÜLEN BELİRTİLER
Tüm depresyonlu hastalar için geçerli olabilecek bir belirti listesi [yoktur. Belirtilerin hepsi birden her hastada görülmez. Bir hastada varolan belirti, diğerinde olmayabilir. Hatta bazı durumlarda birbirinden çok farklı klinik tablolar söz konusu olabilir. Fakat bazı çekirdek belirtiler hemen tüm hastalarda bulunur.
DEPRESYONLU DUYGULANIM/DUYGUDURUM
Depresyonun ılımlı formlarında hastalann duygulanımlannda bir sığlaşma ortaya çıkar, hasta yaşantılarına her zamanki tepkisini verememeye başlar. Şakalara eskisi gibi gülemez, eskiden zevk alarak yaptığı etkinliklerden eskisi gibi zevk alamaz ve grup içinde eskisi kadar konuşmaz.
Depresyon arttıkça hastalar kendilerini mutsuz, elemli ve kederli hissetmeye başlar. Kafalan kasvetli düşüncelerle dolar, her şeyin kötü tarafını görme eğilimindedirler.
İLGİ YİTİMİ VE ZEVK ALAMAMA
Depresyon yaşayan kişiler daha önceleri ilgi duyduklan ve hoşlandıklan konu ve uğraşlara karşı eskisi gibi istek ve heves duymazlar.
SUÇLULUK DUYGULARI
Depresyonlu kişiler gerçek ya da hayali konularda kendilerim aşın ya da uygunsuz şekilde eleştirir, kınar ya da suçlarlar.
İNTİHAR ETME DÜŞÜNCESİ
Ilımlı depresyon yaşayan bir kişi için yaşamak bir yük halini alır. Depresyonun şiddeti arttıkça hastada yaşamına son verme düşünceleri görülür; bazı hastalarda bu düşünceler eyleme dönüşebilir. Ciddi düzeyde depresyonlu hastalann yaklaşık altıda birinde intihar girişimine rastlanmaktadır.
ANKSIYETE (BUNALTI)
Bunaltı, sıkıntı, endişe, korku, gerginlik ya da gevşeyememe gibi duygular depresyonlu kişilerde çok sık görülür.
UYKU BOZUKLUKLARI
Depresyonda hem uykusuzluk hem de aşın uyuma şeklinde uyku bozukluğu görülebilmekle birlikte, uykusuzluk daha fazla görülmektedir. Uykuya dalamama en sık görülen uyku bozukluğu olmakla birlikte geceleri uykudan uyanma ve sabah erkenden uyanma ve bir daha uykuya dalamama da sık görülmektedir.
UNUTKANLIK /
KONSANTRASYON
GÜÇLÜĞÜ
Unutkanlık, pek çok kişide görülen bir yakınmadır. Depresyonlu hastalarda da çok sık görülen yakınmalardan birisidir. Bu yakınma dikkatini ve düşüncelerini toparlama ve yoğunlaştırma güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Depresyonlu kişiler iş yapmaya kalkıştıklannda kendilerini işe veremezler, işi yapmak için gereken konsantrasyonu sağlayamazlar.
ENERJİ YİTİMİ
Enerji yitimi depresyonun karakteristik özelliklerinden birisidir. Depresyonlu kişiler halsizlikten, yorgunluktan, takatsizlikten, bitkinlikten, güçsüzlükten ya da kolay ve
çabuk yorulmadan yakınırlar.
AĞRILAR
Depresyonlu hastalarda bedensel hastalıklarla açıklanamayan vücut i ağrılarına çok sık rastlanmaktadır, l En sık görülen örnekleri arasında baş ağnsı, eklem ağnsı, sırt ağrısı, bel ağnsı, göğüs ağnsı bulunmaktadır.
İŞTAH DEĞİŞİKLİKLERİ
Depresyonlu hastalarda iştahta azalma ve zayıflama daha çok görülmekle birlikte bazılannda da iştahta artma ve şişmanlama görülebilmektedir.
ZİHİNSEL VE BEDENSEL ETKİNLİKLERDE AZALMA
Depresyonlu hastalann zihinsel ve bedensel etkinliklerde azalma ve yavaşlama görülür.
CİNSEL İSTEKSİZLİK
Depresyonlu hastalarda cinsel isteksizlik yanında her türlü cinsel işlevde bozulmalar görülebilmektedir.
DEĞERSİZLİK DÜŞÜNCELERİ
Suçluluk duygularının yanı sıra depresif hastalann kendilerine olanl güvenleri ve kendilerine biçtikleri değer azalmıştır. Depresyonlu hastalar bir işe yaramadıklarını, kendileri için uğraşılmaya değmeyeceğim düşünürler.
KENDİNE GÜVENİN AZALMASI
Depresyonlu hastalarda hem hastalık öncesinde hem depresyonlu olduklan dönemde özgüven eksikliği gözlenir.
Depresyon NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Uygun bir biçimde tedavi edildiğinde depresyon günümüzde tedavisinde en başarılı sonuçların elde edildiği hastalıklardan birisidir. Fakat çok yaygın olan yanlış inançlar ve bilgi eksiği nedeniyle uygun bir tedavinin yürütülemediği çok sık görülür.
Uygun bir tedavinin birinci koşulu tedavinin bir doktor tarafından yürütülmesi gerektiğidir, ikinci koşulu da doktor tarafından ilaç tedavisi uygun görüidüyse bunun yeterli süre ve düzenli bir şeklide kullanılmasıdır. Çok sık görülen yanlış uygulamalardan birisi iyileştiğini düşünen ya da yakınları tarafından sürekli ilaç kullanmaması gerektiği telkin edilen bir hastanın ilacı çok erkenden kesmesidîr. Hasta iyileştiğinde doktorun tavsiye ettiği dozdan daha düşük dozda ilaç kullanılması ya da süreden önce ilacın kesilmesi durumunda depresyonun tekrarlama olasılığı çok yüksektir.
|